Bilişim Hukuku – Bilişim Ceza Hukuku – Ceza Hukuku – İş Hukuku

TürkçeالعربيةEnglishDeutschРусский

Saç Ekimi Operasyonu Sonrası Yaşanabilecek Komplikasyonlara Karşı Hukuki Yollar

Uzmanlar; saç ekimi operasyonunun ardından ilk birkaç ay boyunca saç derisinde yaşanan travma sebebiyle ekilen saçlarda kayıp görülmesinin normal olmasının yanı sıra, daha sonradan saç kaybına uğrayanların başarısız/hatalı yapılmış saç ekimleri ve yanlış uygulama yüzünden saç köklerinin zarar gördüğü ve bu sebeple de bu dökülmelerin meydana geldiğini belirtmektedir.

Operasyon sonrası meydana gelen saç kaybının dışında, çok büyük greftler, saç çizgisi problemleri, gerçekçi durmayan görüntü, bombeleme, deride kalıcı yara izleri gibi birçok sağlık problemiyle karşılaşmak mümkündür.  Üstelik bu problemlerden bazılarının telafisinin çok güç veya imkânsız olduğu bir gerçektir.

Son zamanlarda özellikle yurtdışında illegal yollarla saç ekimi yapımıyla ilgili çok sayıda ciddi şikâyet bulunması sebebiyle saç ekimi yaptırmak isteyen kişileri bu konuda dikkatli olmaları gerekmektedir.

Saç ektiren kişilerin ileride zarara uğramasına sebep olabilecek ve saç ekimini gerçekleştiren hekim/hastanenin sorumluluğunu doğurabilecek işlemlerin temeli olarak aşağıdaki sebepler belirtilmektedir:

 

  • Sterilizasyon koşullarına dikkat edilmeyerek aynı aletle 5-6 Ekimyapma
  • Operasyonu yapacak kişinin kendini bu vasfa sahip olmamasına rağmen kendisini plastik cerrah olarak tanıtması ve/veya hekimin yanında yardımcı olarak operasyona giren kişilerin hemşire/sağlık personeli olmaması
  • Saça anlaşılan miktarda greft ekilmemesi
  • Gerçekleştirilen operasyonun ameliyata elverişsiz koşullarda gerçekleştirilmesi
  • Sterilizasyon koşullarına dikkat edilmemesi
  • Yardımcı personel olarak operasyona giren kişilerin hemşire/sağlık memuru olmaması.

Meydana gelen komplikasyonlar için ne yapılabilir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 vd. maddeleri uyarınca doktorun insan vücudunda bir eser meydana getirmesini amaçlayan tıbbi uygulamalar hukuki açıdan “eser sözleşmesi” olarak nitelendirilir. Yukarıda saydığımız sebepler başta olmak üzere herhangi bir diğer komplikasyonla  karşılaşılması halinde, saç ekimini yapan hastanenin ve hekimin sorumluluğu gündeme gelecektir. Saç ekimi operasyonunun gereği gibi yapılmamış olması, işlem öncesinde yeterli bilgilendirmenin yapılmadığının ispat edilmesi veya hekimin mesleğinin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlüğünü yerine getirmemiş olması sonucunda normal olmayan bir sonuçla karşılaşıldığı takdirde hukuki sorumluluğunun doğması söz konusudur.

Bu sorumluluklar; hekim için, yanlış uygulamalar sonucu saç derisinde kalıcı yara oluşması gibi bir durum meydana geldiğinde Türk Ceza Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca taksirle yaralamadan doğabileceği gibi, Türk Borçlar Kanunu madde 49/1 uyarınca da sebep olduğu zararı giderilmesi de olabilir.  Bu durumda ortada bir “malpraktis” denilen doktor hatası gündeme gelecek ve yaşanmış olan zarara ilişkin maddi ve manevi tazminat talep etme hakkı doğacaktır. “Malpraktis” kavramı, Türk Tabipleri Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 13. maddesinde “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da ilgisizlik nedeniyle bir hastanın zarar görmesi hekimliğin ‘kötü uygulaması’” şeklinde tanımlanmıştır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 470. Maddesi kapsamında doktorun insan vücudunda bir eser meydana getirmesini amaçlayan tıbbi uygulamalar, hukuki açıdan “eser sözleşmesi” olarak nitelendirilir. Aynı şekilde bu durum Yargıtay’ın yerleşik içtihadında da açıkça “Estetik ameliyatlarda, ameliyatı yapan doktor, estetik görünüm konusunda belli bir teminat vermişse, taraflar arasındaki bu sözleşme, eser sözleşmesidir”şeklinde belirtilmiştir.

Yapılmış olan estetik ameliyatlara ilişkin bir dava açılması halinde, eser sözleşmesi hükümleri uygulanacağından; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu madde 147/6 uyarınca özel hastane veya saç ekimini gerçekleştiren hekime karşı tüketici mahkemesinde açılacak davalar için zamanaşımı süresi 5 yıldır.

6098 Türk Borçlar Kanunu madde 72 uyarınca, özel hastane veya doktorlara “haksız fiil” sebebiyle açılacak olan davalarında, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacaktır. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilin varlığı halinde, bu zamanaşımı süresi uygulanacaktır.