Bilişim Hukuku – Bilişim Ceza Hukuku – Ceza Hukuku – İş Hukuku

TürkçeالعربيةEnglishDeutschРусский

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile İstanbul Sözleşmesi’nin “feshi”

Cumhurbaşkanı kararnamesi nedir?

Anayasanın 104. Maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilmektedir. Daha önceden kanun hükmünde kararname olarak düzenlenen bu kararnameler 2017’de yapılan anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi kuruma dönüşmüştür.

Kanun hükmünde kararnamenin ortaya çıkması içlin Bakanlar Kurulu’nun iradesi gerekmekteyken Cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarma yalnızca Cumhurbaşkanı’nın iradesiyle mümkündür. Cumhurbaşkanı ek olarak hiçbir kuruma ihtiyaç duymaksızın sadece kendi iradesini ortaya koyarak Cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarabilmektedir. Söz konusu kararname TBMM’nin onayına gerek olmaksızın, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.

Hangi alanlarla Cumhurbaşkanı kararnamesi çıkartılabilir?

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi düzenlenebilecek hususlar şunlardır:

  • Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması
  • Kamu tüzelkişiliğinin kurulması,
  • Üst kademe kamu yöneticilerini atanması, görevlerine son verilmesi ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esaslar.

Cumhurbaşkanı Anayasada belirtilen konularda düzenleme yapılmasını gerekli gördüğünde Cumhurbaşkanı kararnamesi çıkarabilecektir. Bununla birlikte, Anayasa madde 104 uyarınca, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemez.

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri genelde kamu yönetiminin yapısını düzenlemeye yönelik olması sebebiyle kararnamelere karşı idari yargıda dava açılabileceği düşünülse dahi, Anayasada Anayasa Mahkemesince denetlenebileceği öngörülmüştür. Ancak Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, kanun hükmünde kararnamelerden farklı olarak meclis tarafından denetlenememektedir.

İstanbul Sözleşmesi Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile feshedilebilir mi?

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin (İstanbul Sözleşmesi’nin) feshedildiğinin bildirilmesi aşağıda açıklayacağımız sebeplerden dolayı Anayasaya aykırıdır. Bu noktada hemen belirtelim ki, İstanbul Sözleşmesi çok taraflı bir uluslararası sözleşme olduğundan, burada “fesih” başlı başına hatalı bir tabir olup, aslında burada bir “çekilme”den bahsedilmektedir. Her ne kadar Sözleşme kendi içerisinde tarafların Sözleşme’den çekilmelerine imkan sağlamışsa da, aşağıda açıklanacağı üzere ilgili Sözleşme Türkiye tarafından usule uygun olarak feshedilmemiştir.

Belirttiğimiz üzere, İstanbul Sözleşmesi, 20 Mart 2021 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesinden etkilenmemiş olup, aslında hukuken hala yürürlüktedir. Bunun temel sebebi, İstanbul Sözleşmesi’nin temel hak ve özgürlüklere dayanan bir insan hakları sözleşmesi olmasıdır. Yukarıda açıklandığı üzere Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin hangi alanlarda düzenlenip düzenlenemeyeceği hususu Anayasada düzenlenmiştir. Anayasanın 104. Maddesi “Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemez.”  şeklinde düzenlenmiş ve temel hak ve özgürlükler alanında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkartılamayacağı bu maddede açıkça belirtilmiştir. Bu sebeple Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile alınan ilgili fesih kararı yok hükmündedir.

İkinci olarak, İstanbul Sözleşmesi’nin Anayasa’nın 90. Maddesi uyarınca usulüne uygun olarak 24 Kasım 2011 tarihinde TBMM tarafından onaylanmış bir uluslararası sözleşme olmasıdır. Kaldı ki, ilgili kararın yayımlandığı Resmî Gazete ’ye bakıldığında, fesih kararının “Kanunlar” bölümünde değil, “Yasama Bölümü” başlığı altında düzenlendiği ve “Yürütme Ve İdare Bölümü”nde, “İl Sınırlarının Değiştirilmesi, Acele Kamulaştırma Gibi Cumhurbaşkanı Kararları” arasında yayınlandığı görülmektedir. Kanun hükmünde olan işbu uluslararası sözleşmenin yürütmenin iradesiyle bu şekilde feshedilmesi mümkün değildir. İstanbul Sözleşmesi’nin feshi ancak yasama yetkisini elinde bulunduran meclisin iradesi ile mümkün olacaktır. Dolayısıyla, hukuki görüşümüz İstanbul Sözleşmesinin yürütme organı tarafından feshedilmesi hakkındaki kararın yok hükmünde olduğu ve Sözleşmenin hala geçerli olduğu yönündedir.

Ayrıca, uluslararası sözleşmelerin onaylanmasına ilişkin 15 Temmuz 2018 tarihinde Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Milletlerarası Antlaşmaların Onaylanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi” incelendiğinde, bir yürütme organı olan Cumhurbaşkanına uluslararası sözleşmeleri feshetme yetkisinin verilmediği görülmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki, ülkemizde uluslararası sözleşmelerin onaylanması münhasıran yürütmenin yetkisinde değildir. Uluslararası bir sözleşmenin onaylanması için ilk olarak yasama organının ilgili uluslararası sözleşmenin onayını kanuna ve Anayasaya uygun olduğunu kabul etmesi gerekmektedir. Dolayısıyla 24 Kasım 2011 tarihinde TBMM tarafından onaylanan İstanbul Sözleşmesi’nin, 20 Mart 2021 tarih, 31429 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 3718 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile sözleşmenin feshedilmesi mümkün değildir.

Son olarak, İstanbul Sözleşmesi’nin içerisinde sözleşmenin feshine (Sözleşmeden çekilmeye) ilişkin usul belirlenmiş olup, buna göre, Sözleşme’nin 80. Maddesi uyarınca Sözleşme’nin feshedilebilmesi için Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirimde bulunulması gerekmektedir. Kaldı ki, sadece bildirim yapılmasıyla çekilme gerçekleşmemekte, ilgili bildirimin Genel Sekretere ulaşmasının ardından ancak üç ay beklenmesi gerekmektedir. Üç ay sonra çekilmenin/feshin geçerliliği olacağı belirtilmiştir. Bu noktada, İstanbul Sözleşmesi’nin günümüzde hala yürürlükte olduğu izahtan varestedir.

Unutulmamalı ki, her türlü şiddet her şeyden önce bir insan hakları ihlalidir. Hala yürürlükte olan İstanbul Sözleşmesi hükümleri uyarınca hem kadına yönelik şiddet hem de aile içi şiddeti önlemek adına gerekli önlemlerin alınması şarttır. Dolayısıyla devletin İstanbul Sözleşmesi hükümleri uygulanmasını sağlaması gerekmekte olup bu noktada kadın cinayetlerini önlemek amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılarak bu konuda her türlü tedbiri alması beklenmektedir.

Av. Pelin Topçuoğlu