Bilişim Hukuku – Bilişim Ceza Hukuku – Ceza Hukuku – İş Hukuku

TürkçeالعربيةEnglishDeutschРусский

Velayet Nedir? Velayet Davası Nasıl Açılır?

Sözlük anlamında velayet; sevmek, sahip çıkmak, yardım ve idare etmektir. Velayet Nedir? Velayet Davası Nasıl Açılır?

Hukuk alanında velayet ise; bir başkasına sözünü geçirmek onun üzerinde egemenlik ve otorite kurmak yetkisidir. Geniş anlamda velayet; küçüklerin, bazı durumlarda da ergin kısıtlı çocukların kişiliklerinin ve mallarının korumasıyla, onların temsili konusunda ana babanın sahip oldukları hak ve yükümlülüklerin tümünü ifade etmektedir. Ancak modern hukukta velayet haktan ziyade bir yükümlülüktür. Velayet yalnızca çocuğun korunması amacını güden bir müessesedir. Velayetin asıl işlevi, çocuğa bağımsız kişilik kazandırarak kendi kendine yeter hale getirmektir. Velayetin bu işlevi, aynı zamanda onun kapsamını, sınırlarını da belirlemektedir. Velayet hakkı, ana babanın kişilik haklarının bir parçasıdır. Velayet hakkının kullanılması, çocukların korunması ve yetiştirilmesine yönelik kamusal bir temele dayandığından bu hususta mahkemelere müdahale etme ve karar verme yetkileri tanınmıştır.

Velayetin gereği olarak çocuk, evli olmaları halinde ana ve babanın egemenliği altındadır

Ana ve baba çocuk üzerindeki hâkimiyet yetkisini çocuğa karşı da ileri sürebilmektedirler. Çocuk da ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlü tutulmuştur (MK.m.339/II). Ancak velayeti kullanan anne veya babanın bu egemenlik yetkileri sınırsız değildir. Anne veya babanın çocuğa olgunluğu ölçüsünde hayatını düzenleme olanağı tanımaları gerekmektedir. Önemli konularda olabildiğince onun düşüncesini göz önünde tutmalıdırlar. Türkiye’nin de tarafı olduğu Birleşmiş Milletler ÇHS.’Nin 5. maddesinde de, taraf devletlerin sözleşmenin çocuğa tanıdığı haklar doğrultusunda, çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi ile uyumlu olarak, çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana ve babanın, yerel gelenekler öngörüyorsa, uzak aile ve topluluk üyelerinin, yasal vasilerinin veya çocuktan hukuken sorumlu öteki kişilerin sorumluluklarına, haklarına ve ödevlerine saygı gösterecekleri belirtilmektedir. Bu bağlamda yeni TMK ve modern hukuki düzenlemeler ışığında, özellikle de direkt olarak çocuğun yaşantısını etkilecek öenmli konularda çocuğun düşüncelerinin ve tercihlerinin de mutlaka dikkate alınması gerekmektedir.

Velayet hakkı bir hak olmasının yanında aynı anda velayeti kullanan tarafa bir takım hayati yükümlülüklerde getirmektedir

Bunlardan en önemlisi ise eğitim yükümlülüğü olup anne veya babanın, çocuğu olanaklarına göre eğitmek ve onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlakî ve toplumsal gelişimini sağlayıp korumakla yükümlü tutulmuşlardır. Ana ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel ve mesleki bir eğitim sağlamak zorundadırlar. Genel eğitimden anlaşılması gereken şey; çocuğun erdemli, onurlu, vatanını ve milletini seven dürüst ve namuslu bir insan olarak yetiştirilmesi için gerekli olan telkinlerde bulunmak, çocuğa daima iyi şeyler öğretmek, onun kötü yollara sapmaması ve kötü alışkanlıklar edinmemesi için her türlü çabayı sarf etmek olmalıdır. Genel eğitim içine bundan başka, çocuğun öğreniminin sağlanması da girmektedir. Sağlıklı bir genel eğitimden bahsedebilmek içinde çocuğun bir birey olarak kabul gördüğü düzgün bir aile yaşantısı olmazsa olmaz bir ön şarttır.

Evlilik birliği devam ettiği sürece anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar

Ancak, ortak hayata son verilmiş olması veya ayrılık hali gerçekleşmiş olması durumunda hakim, velayet hakkını eşlerden birine verebilir. Velayet hakkı kendisinde olan tarafın yeniden evlenmesi, kural olarak velayet hakkının kaldırılmasını gerektirmemektedir. (MK.m.349/I). Fakat bazen yeniden evlenmeler çocuğun durumunu menfi yönde etkileyebilir, onun sağlıklı gelişimini bozabilir. Çocuğun üvey annesi ya da babası çocuğa ayrımcılık yapabilir. Onu tahkir edici davranışlarda bulunabilir, dövebilir, hatta cinsel tacizlerde bulunabilir. Üvey anne ya da baba çocuğun mal varlığını kendi çıkarları için kullanabilir. Bu ihtimalleri göz önünde bulunduran kanun koyucu önlem alma ihtiyacı duymuştur.

Buna göre yeniden evlenme halinde çocuğun menfaati gerektirdiğinde velayet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum ve koşullara göre velayet kaldırılarak çocuğa vasi de atanabilecektir (MK.m.349). Burada artık velayetin kaldırılması için diğer şartların bulunmasına gerek yoktur. Çocuğun menfaatinin tehlikeye düşmesi yeterlidir. Evlenme nedeniyle velayetin kaldırılması konusunda hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Hakim çocuğun menfaati bakımından lüzum gördüğü takdirde velayeti önceki eşe verebileceği gibi, velayeti kaldırıp çocuğa bir vasi de tayin edebilecektir. Demek oluyor ki Medeni Kanunun 348. maddesinde sayılmış olan sebeplerden birinin bulunması durumunda velayet mutlaka kaldırıldığı halde, 349. maddede öngörülen durumda velayet ancak gerekli olduğu takdirde kaldırılacaktır. Bundan başka, yeniden evlenme nedeniyle çocuğa zarar vereceğinden endişe edilen tehlikenin, velayet hakkı sahibinin veya üvey anne veya babanın kusuru ile meydana gelmiş olması gerekmemektedir. Çünkü velayetin kaldırılması ve/veya değiştirilmesi ana veya babanın kişiliklerine karşı uygulanan bir yaptırım değil, çocuğun korunmasını sağlayan ve kamu düzeninden kaynaklanan bir önlemdir.

TÜRKİYENİN TARAF OLDUĞU ULUSLAR ARASI SÖZLEŞMELER VELAYET DAVALARINA YÖNELİK İÇ HUKUKA ETKİSİ

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. Maddesinde

Madde 12: Taraf Devletler, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını bu görüşlere çocuğun yaşı ve olgunluk derecesine uygun olarak, gereken özen gösterilmek suretiyle tanırlar.

Avrupa Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3. ve 6. Maddesinde;

Madde 3 : Davalarda bilgilendirilme ve dava sırasında görüşünü ifade etme hakkı Yeterli idrake sahip olduğu iç hukuk tarafından kabul edilen bir çocuğa, bir adli merci önündeki, kendisini ilgilendiren davalarda, yararlanmayı bizzat da talep edebileceği aşağıda sayılan haklar verilir.

a) ilgili tüm bilgileri almak;

b) kendisine danışılmak ve kendi görüşünü ifade etmek;

c) görüşlerinin uygulanmasının olası sonuçlarından ve her tür kararın olası sonuçlarından bilgilendirilmek.)

Madde 6 : Bir çocuğu ilgilendiren davalarda adli merci, bir karar almadan önce

a) Çocuğun yüksek çıkarına uygun karar almak için yeterli bilgiye sahip olup olmadığını kontrol etmeli ve gerektiğinde özellikle velayet sorumluluğunu elinde bulunduranlardan ek bilgi sağlamalıdır.

b) Çocuğun iç hukuk tarafından yeterli idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda, – çocuğun bütün gerekli bilgiyi edindiğinden emin olmalıdır.
— çocuğun yüksek çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde, gerekirse kendine veya diğer şahıs ve kurumlar vasıtasıyla, çocuk için elverişli durumlarda ve onun kavrayışına uygun bir tarzda çocuğa danışmalıdır.

— çocuğun görüşünü ifade etmesine müsaade etmelidir.

c) Çocuğun ifade ettiği görüşe gereken önemi vermelidir.

Türkiye’nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler ve Türk Medeni Kanunu düzenlemeleri ışığında çocuğun ki artık 12 yaşına gelmiş genç bir birey olarak kendisi ile alakalı en önemli husus olan ve tüm hayatını etkileyen velayet hususunda mutlaka görüşünün alınması gereklidir.

Av. Halit TAYGÜN