Bilişim Hukuku – Bilişim Ceza Hukuku – Ceza Hukuku – İş Hukuku

TürkçeالعربيةEnglishDeutschРусский

Twitter Gözaltlarının Hukuki Analizi ve Usulen Uygun Olup Olmadığı

Ülkemizde gerçekleşen Gezi Parkı Eylemleri artık sosyal medyanın gücünün hiç yadsınmayacak bir boyutta olduğunu göstermiştir. Tepkilerin büyük bir bölümü de geleneksel medyanın halkın haber alma özgürlüğüne engel olmasından kaynaklanmaktadır. Halbuki yeni medya ile birlikte her birey adeta bir muhabir olarak vatandaşlara olayları fotoğraflı ve videolu bir şekilde anlık olarak iletmiştir. Fakat kızgınlık ve öfke sonucu ortaya çıkan birtakım suç teşkil edecek içerikler ve manipülasyona sebep olacak gerçek dışı haber ve yorumlara da dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bu halde; Türk Ceza Kanunu gereği suç olarak tanımlanmış bir eylemin (hakaret, tehdit, şantaj, halkı kin ve düşmanlığa sevk etme) twitter veya benzeri sosyal ağlar üzerinden yapılması ceza hukuku bağlamında sorumluluktan kurtarmayacaktır.

Ancak İzmir’de yaşanan olaylar sonucunda haberlerden öğrendiğimiz kadarı ile birtakım insanların bu sebeple gözaltına alındığı belirtilmektedir. Halbuki bu tür suçlar niteliği gereğince gözaltı veya tutuklama gerektirmez. Bu eylemleri yaptığı tespit edilen şüphelilerin savcılığa veya adli kolluğa davet edilerek ifadeleri alınması gerekirken gözaltına alınıp mevcutlu bir şekilde savcı karşına ifadeye çıkartılması yerinde değildir. Zira ifadeler ve elde edilen deliler neticesinde soruşturma makamı gerekli tahkikatları yapması sonrasında ancak suçun işlendiğine ilişkin somut bulgular var ise bahsi geçen şahıslar hakkında ilgili maddeler gereği ceza davası açabilecektir.

Twitter’da birçok insan retweet yaparak kendisine ait olmayan bir içeriği paylaşmaktadır. Şunu belirtmek gerekir ki TCK 20. Md gereğince “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” Yine 5651 sayılı internet ortamındaki yayınlara ilişkin Kanun’un 4/2. Maddesi gereğince “İçerik sağlayıcı, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu değildir. Ancak, sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumludur.” Bu sebeple retweet yapan bir kişinin o hakareti ve eylemi yapan kişi olmaması sebebi ile ceza hukuku anlamında sorumlu olmayacağını düşünüyorum. Ancak doktrinde ve bazı mahkeme uygulamalarında bunun aksi yönünde görüşler olduğunu belirtmekte yarar vardır.
Gelelim asıl tartışılması gereken hususa somut olayda Twitter Amerikan merkezli bir şirkettir. Bu durumda hukuka aykırı içerik paylaşan kullanıcılarının IP bilgisi bu şirketin sunucularında kayıt altında durmaktadır. Ancak ilgili şirketin hakaret vb suçlar sebebi ile kullanıcılarının IP bilgisini vermediği bilinmektedir. Yine siber suçlar sözleşmesinin ülkemizde uygulanmaması sebebi ile kolluk güçleri arasında hızlı bilgi paylaşımı henüz yapılmadığı bilinmektedir. Bu kadar kısa sürede, normal yazışmalar ile Amerika’dan IP bilgisi gelemeyeceğine göre adli kolluğun hangi yolla şüpheli twitter kullanıcılarına ulaştığı çok manidardır. Bu durumda polisin çeşitli sosyal mühendislik yöntemleri veya teknik bir takım takipler vasıtası kullanıcılara ulaştığı görülmektedir. Bu durumda elde edilen delillerin hukuka uygun bir şekilde elde edilip edilmediğinin tartışılması gerekmektedir. Bilindiği üzere ceza hukuku gereğince yasak ağacın meyvesi yasaktır. Bu sebeple adli kolluğun bir soruşturma yaparken usul kanunlarına uyması gerekmektedir. Yasa dışı yollarla faillere ulaşılması kanaatimce soruşturmanın güvenilirliğine de gölge düşürebilecektir. Somut olarak her soruşturma dosyasında adli kolluğun ne şekilde faile ulaştığı sorgulanmalıdır. Zira soruşturmanın amiri konumunda bulunan savcı ancak kanunda belirtilen usuller dahilinde adli kolluğa emir ve talimat verebilmektedir. Yine şüphelilerin bilgisayarlarında arama ve el koyma yapılabilmesi için CMK md 134 gereğince usule uygun olarak alınmış bir mahkeme kararı bulunması gerekmektedir. Söz konusu karar olmadan bilgisayar veya sair iletişim cihazlarından elde edilen delillerin hiçbir geçerliliği yoktur.
Av. F. Ünsal Özmestik
Ataşehir/İstanbul