Bilişim Hukuku – Bilişim Ceza Hukuku – Ceza Hukuku – İş Hukuku

TürkçeالعربيةEnglishDeutschРусский

Haciz İşlemi Sonrasında Tehiri İcra Kararı Alınması Yargıtay Kararı

Yargıtay 12. Hukuk dairesi bir kararında, özetle haciz işlemi gerçekleştirildikten sonra, söz konusu icra dosyasının yerel mahkemenin kararının kesinleşmesi sürecine kadar geçen sürede tehiri icra kararı alınması durumunda, icra dosyasında bulunan eski hacizlerin kalkmayacağına hüküm vermiştir. 

T.C. YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

 2014/14448 K. 2014/16947 T. 11.6.2014

  • İCRANIN GERİ BIRAKILMASI ( Teminat Yatırılması İle Karar Getirilmek Üzere Borçluya Mühlet Verilmesinin İcra Takibini Durduracağı – Bu Tarihten Önceki Hacizlerin Geçerliliğini Etkilemeyeceği ve Hacizlerin Kaldırılması Sonucunu Doğurmayacağı )
  • TEMİNAT MEKTUBU VERİLMESİ ( İcranın Geri Bırakılması Yönünde Karar Getirilmek Üzere Borçluya Mühlet Verilmesinin İcra Takibini Durduracağı – Teminatın Veriliş Amacı İçin Geçerli Olduğu/Borcun Ödenmesine Yönelik Olmaması Karşısında Haczin Kaldırılamayacağı )
  • HACZİN KALDIRILMASI ( Teminat Yatırılması İle İcranın Geri Bırakılması Yönünde Karar Getirilmek Üzere Borçluya Mühlet Verilmesinin İcra Takibini Durduracağı – Bu Tarihten Önceki Hacizlerin Geçerliliğini Etkilemeyeceği ve Hacizlerin Kaldırılması Sonucunu Doğurmayacağı )

ÖZET : İİK.nın 36. maddesi gereğince teminat yatırılması ile icranın geri bırakılması yönünde karar getirilmek üzere borçluya mühlet verilmesi, icra takibini olduğu yerde durduracağından, bu tarihten önce konulan hacizlerin geçerliliğini etkilemez ve hacizlerin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Ayrıca teminat, ne için verilmiş ise sadece o amaç için geçerlidir. Teminatın borcun ödenmesine yönelik olmaması karşısında haczin kaldırılması doğru değildir. Kaldı ki icra müdürünün, alacaklının veya borçlunun talebi olmaksızın, resen İİK 85. maddesini gözeterek konulmuş olan hacizleri kaldırma yetkisi yoktur.

DAVA : Mahalli mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklının, genel haciz yoluyla başlattığı takipte, borçlunun, itirazın iptaline ilişkin kararı tehir-i icra talepli olarak temyizi üzerine, dosya borcunun teminat olarak dosyaya depo edildiğini ve hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini ileri sürerek, hacizlerin kaldırılması işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.

İİK’nın 36. maddesi gereğince; ilâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.

Somut olayda, alacaklı tarafından genel haciz yolu ile takibe başlandığı, borçlunun itirazı üzerine alacaklının açtığı itirazın iptali davasında Çan Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.2013 tarih ve 2012/317 E.-2013/380 K. sayılı kararı ile itirazın iptali ile takibin devamına karar verildiği, alacaklının talebi ile haciz işlemlerinin uygulandığı, daha sonra borçlu vekilinin teminat mektubunu ibraz ederek itirazın iptaline ilişkin kararı tehir-i icra talepli olarak temyiz ettiklerini, mehil vesikası verilmesini, talep ettiği, icra mahkemesince teminat mektubunun İİK.nun 36. maddesi gereğince teminat olarak kabulü üzerine, icra müdürlüğünce borçlunun talebi olmaksızın resen hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.

İİK.nın 36. maddesi gereğince teminat yatırılması ile icranın geri bırakılması yönünde karar getirilmek üzere borçluya mühlet verilmesi, icra takibini olduğu yerde durduracağından, bu tarihten önce konulan hacizlerin geçerliliğini etkilemez ve hacizlerin kaldırılması sonucunu doğurmaz. Ayrıca teminat, ne için verilmiş ise sadece o amaç için geçerlidir. Teminatın borcun ödenmesine yönelik olmaması karşısında haczin kaldırılması doğru değildir. Kaldı ki icra müdürünün, alacaklının veya borçlunun talebi olmaksızın, resen İİK 85. maddesini gözeterek konulmuş olan hacizleri kaldırma yetkisi yoktur.

O halde, mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir.

Öte yandan HMK’nın 297. maddesinin ( 1 ). fıkrasının ( e ) bendi gereği hükümde “gerekçeli kararın yazıldığı tarihin” yer alması zorunlu olup, kanunun bu emredici hükmüne aykırı davranılması da doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nın 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.