Markalarda Sessiz Kalmak Suretiyle Hak Kaybı

Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli bir markanın taklit edilmesi veya yeniden tescil suretiyle marka hakkının ihlali durumlarında marka sahibinin bir takim hukuki yöntemleri işletmesi ve markadan doğan hakkını savunması gerekmektedir. Marka hakkının ihlalini bilmesine rağmen bir süre sessiz kalan marka sahibinin bu ihlali ileri sürme hakkını sessiz kalmak suretiyle ne zaman kaybetmiş sayılacağı konusunda mevzuatımızda açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Borçlar hukuku genel hükümleri açısından bakıldığında kendisine hukuken hak tanınan kimsenin hakkın ihlalini bilmesine rağmen belli bir süre sessiz kalması ve bir süre sonra bu hakkın ihlalini ileri sürmesi çelişik davranış yasağı kabul edilmekte ve iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğinden hakkın kötüye kullanımı olarak yorumlanmaktadır.
Marka hukuku özelinde düşünüldüğünde de marka hakkının ihlaline belli bir süre sessiz kalan kimsenin bir süre sonra bu hakkını ileri sürmesi hakkın kötüye kullanılması olarak yorumlanmakta ve sessiz kalmak suretiyle hak kaybının gerçekleştiği kabul edilmektedir. Ancak hak kaybına sebep olması için sessiz kalmanın ne kadar sürmesi gerektiği hususunda mevzuatımızda bir hüküm bulunmamakla birlikte meşhur markalar için bu süre -kötü niyet içeren durumlar hariç- tescil tarihin den itibaren 5 yıl olarak kabul edilmiştir.(556. s. Marka KHKHK)
Yargıtay ekseri kararlarında meşhur markalar açısından düzenlenmiş olan 5 yıllık süreyi kıyasen diğer markalara da uygulamakta ve markasının ihlalini bilmesine rağmen 5 yıl sessiz kalan marka sahibinin marka ihlalini ileri sürme hakkını kaybedeceği yönünde hüküm tesis etmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken hususu marka sahibinin marka üzerindeki hak kaybının mutlak bir hak kaybı olmadığı, sadece sessiz kalınan ihlal açısından nispi bir hak kaybı olduğudur. Yoksa gayet tabi marka sahibinin diğer hak ihlallerine ilişkin talep ve dava ikame etme hakları devam etmektedir.
Marka hakkının ihlali TPE nezdinde tescil edilmiş bir markanın marka sahibinin rızası olmaksızın fiilen kullanılması veya aynı markanın tekrar tescil edilmesi şeklinde olabilir. Marka sahibinin ihlali biliyor ve bilmesine rağmen ihlale sessiz kalıyor olması halinde marka hakkının kaybı gerçekleşir. Tescilli bir markanın yeniden tescili şeklinde gerçekleşen ihlallerde salt markanın tescil edilmiş olması sebebiyle ihlalin marka sahibi tarafından bilinir durumda olduğunun kabul edileceği şeklindeki yorum yerinde değildir. İhlalin bizzat marka sahibi tarafından biliniyor olması ve buna rağmen bir sessiz kalma durumunun söz konusu olması gerekir. Marka sahibinin ihlali bilebilecek durumda olması sessiz kalma yoluyla marka hakkının kaybedilmesi açısından yeterli değildir.