Aile Ve Çocuk Filtresinin Yaratacağı Hukuksal Sorunlar

Kamuoyunda ve özellikle sosyal ağlarda oldukça tartışılan Güvenli İnternet hizmetine ilişkin 04.08.2011 2011/DK-14/410 sayılı karar 22.11.2011 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdi. İlgili kararın birçok yönü ile hukuka aykırı ve uygulaması sıkıntı doğuracak nitelikte olduğu görülmektedir. Zira kararın ismi bile yanıltıcıdır. Çünkü Bilgi Teknolojileri iletişim Kurulu’nun ortaya attığı şekilde, bu profillerden birisi kullanıldığı zaman Güvenli İnternet kullanılmış olmamaktadır. Bu sebeple; aslında idare bu profili tercih eden vatandaşlara karşı ciddi sorumluluk ile karşı karşıya kalmaktadır. Çok tartışılan bu karara bardağın dolu tarafından bakarsak, bir önceki kurul kararının kamuoyu tarafından gayet sert bir tavır koyularak yürürlüğe girmesine engel olunmuştur. Zira ilk kurul kararı tam bir hukuk faciası idi. Bu yazıda kararın hukuka uygun olup olmadığını tartışmayacağım. Zira bu konuda oldukça tartışma yapıldı. Yazımda kararın çoğunlukla uygulanmaya başlanmasından sonraki aşamada, uygulaması açısından yaratacağı sıkıntıyı değerlendirmeye almaya çalışacağım.

Aile ve Çocuk profili kullanma oranlarının artması sonucunda, bazı internet site sahiplerinin zor durumda kalacağı şüphesizdir. Çünkü içeriklerine ve niteliklerine göre internet sitelerinin giriş oranları giderek azalacaktır. Bu halde internet sitesi sahipleri içerikleri gereği aile veya çocuk profilli engeline takılmalarının kanuna aykırı olduğunu düşündükleri hallerde nasıl ve ne şekilde hukuki yollara müracaat etmesi gerektiği konusunun üzerinde duralım.
Konuyu çarpıcı bir örnek ile açıklarsak; İnternetten çevrimiçi oyunların oynandığı bir oyun sitesine sahipsiniz ve sunduğunuz oyunların Türkiye’de tutulduğunu aynı zamanda dünyada da oldukça hızla duyulmaya başlandığını düşünelim. Hatta; Türkiye ve dünyada yarattığınız bu oyun 10-17 yaş arasında ki çocukların fenomeni haline geldiğini farz edelim. Bu sebeple; Türkiye ve dünyada çocuk sektöründe faaliyet gösteren birçok firma internet sitenize reklam verdiğini ve belirli tıklama oranlarına göre onlarca bağlayıcı sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığınızı varsayalım. Fakat bir süre sonra Türkiye’deki tıklanma oranlarında azalma olduğunu fark ettiniz. Ufak bir araştırma ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim kurulu kararı gereğince internet sitenizin Çocuk ve Aile profili filtrelemesine takıldığından şüphelendiniz. Neler yapabileceklerinize şöyle bir göz atalım.
Öncelikle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun 04.08.2011 Tarih 2011/DK-14/410 kararının 10. Maddesinin 5. Bendi gereğince, kurula sitenizin herhangi bir profilde yer alıp almadığına ilişkin yazılı başvuruda bulunabilirsiniz. Bu başvuru sonrasında itiraz edebilirsiniz. Ancak kararda bu itirazın ne şekilde yapılması gerektiği, ne kadar sürede cevap verileceği, neye göre bir değerlendirme yapılacağı belirtilmemiş. Örneğin sitenizin güvenli internet hizmeti kapsamına alınıp alınmadığını yazılı olarak sorduğunuzda ilgili kurum cevap vermez ise hangi yola başvurabileceğiniz gösterilmemiş. Bu halde; Bilgi Edinme Kanunu gereğince idari kurum bu başvurunuzu 15 gün ve/veya her halde 30 gün içinde cevaplamalıdır. Çünkü söz konusu talebiniz Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde verilmemesi gereken bir bilgi ve/veya belge niteliğinde değildir.
Bu kadar şeffaf olduğunu belirten bir kurumun dilekçenize cevap vermeme olasılığının üstünde pek durmayarak başvurunuza, sitenizde oynanan oyunların çocukların ruh sağlığını ve gelişimini bozucu, Türk aile örf ve adetlerine uygun olmadığını belirterek Güvenli İnternet Hizmeti kapsamına alındığını ve Çocuk ile Aile profillerinin filtrelemesine takıldığını söylediklerini düşünelim.
Bu durumda Türk hukukundaki genel hükümlere bakarak çözüme ulaşmalısınız. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu İdari bir kurum olduğundan İdarenin tesis ettiği işlemlere karşı yargı yolu açıktır. Bundan sonraki aşamada idari kuruma yazılı başvuru yaparak gerekçeleri ile internet sitenizin aile ve çocuk profilinden çıkarılmasını talep edebilirsiniz. Bu başvuruya karşı idarenin cevap verme süresi 60 gündür. Gerçi kararın 10. Maddesinin 2. bendinde Güvenli Hizmet Çalışma kurulu olduğunu ve itirazlara bu kurulun bakacağı belirtilse de çalışma kurulunun cevap süresi ile ilgili herhangi bir bilgi verilmemiştir. İdarenin, talebinizi reddettiği tarihten itibaren 60 günlük dava açma süreniz başlayacaktır.
Dava açma süresi içerisinde, kurumun sizin internet sitenizin aile ve/veya çocuk profiline girmesine ilişkin tesis etmiş olduğu işleme karşı YÜRÜTMEYİ DURDURMA talepli İPTAL davası açmanız gerekmektedir.
Eğer Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu, Aile ve/veya Çocuk profilinden çıkma talepli dilekçenize karşı 60 günlük cevap verme süresinde olumlu veya olumsuz cevap vermez ise talebiniz reddedilmiş sayılacak ve 60 günlük dava açma süreniz bu sürenin sonunda işlemeye başlayacaktır.
Dava aşamasında idarenin tesis etmiş olduğu işleme karşı Yürütmeyi Durdurma kararı almanız ve ilgili filtrelerden kurtulabilmek için idarenin tesis etmiş olduğu bu işlemin hukuka açıkça aykırı olduğunu, bu uygulama yüzünden telafisi güç ve imkânsız zararlar ile karşı karşıya kaldığınızı anlatan, ekinde bolca delil bulunan bir dilekçe ile durumunuzu ispat etmeniz gerekecektir. Bu dilekçenin her somut olaya göre değişeceği şüphesizdir.
Esas hakkında ise, örneğin oyun sitesi iseniz; ilgili oyunların çocuklara zararlı olmadığını ve/veya Türk aile örf ve adetlerine uygun olduğunu bilirkişi raporları ile ayrıca Anayasa madde 90/5 gereğince lehinize olan uluslararası sözleşmeler ve mahkeme kararları koyarak, mahkemenin konuyu tartışmasını ve kafalarında soru işareti bırakmamaya çalışmalısınız. Bunun sonucunda davayı kazanmanız halinde internet sitenizi aile ve çocuk profilinden kurtarırsınız. Tabi bu süreç maalesef çok kısa zamanda sonuçlanmayacak. Yıllar sürecek bir yargılama sürecini yaşayacaksınız.
Ayrıca İptal davası sırasında veya daha sonrasında teknik olarak TAM yargı davası adı altında idareye karşı tazminat davası da açabilirsiniz. Ancak uygulamada bu tür tazminat davaları genelde İptal davalarının bitiminden sonra açılmaktadır. Daha az riskli olması açısından, İptal davasını kazandıktan sonra ilgili idari kuruma karşı maddi ve manevi talepli tazminat davası açma hakkınızı kullanabilirsiniz. Burada da İptal davası kararınız kesinleştikten sonra 60 günlük süre içerisinde idareye karşı tam yargı davası açmanız gerekecektir. Maalesef, tazminat davasında da, iptal davasından bağımsız olarak yıllar sürecek bir yargılama süreci olacaktır.
Sonuç olarak; İnternet sektöründe yapılmaya çalışılan karar, tebliğ, yönetmelik ve kanunların diğer konulardan oluşturulan karar, tebliğ, yönetmelik ve kanunlardan daha ayrıntılı ve uygulamaya yönelik oluşturulması gerekmektedir. Zira bu sektörün hızına uygulamadan uzak alınan yaptırımlar ve kararlar ile ulaşılması mümkün değildir. Bu durum aynı zamanda sektörün gelişimine büyük darbe vuracaktır. İdarenin arzu ettiği internet sitelerine girilebilmesinin ise önümüzdeki nesil için ortaya çıkarabileceği sorunlar, o güvenli olmadığı düşünülen internet sitelerinin vereceği zarardan oldukça fazla olacaktır. Bunun bilincine ulaşılması lazım. YOKSA İDARENİN SEÇTİĞİ PROFİLLERİ SEÇMEK ÖZGÜRLÜK DEMEK DEĞİLDİR. Bu halde; en büyük zarara devletin tabiri ile Güvenli İnternet Kullandığını sanan vatandaşlar uğrayacaktır.
Av. F. Ünsal Özmestik 2012/Çengelköy